Sandım Ki Nasıl Yazılır? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci olarak yıllar içinde fark ettim ki, öğrenme yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda insanın kendini yeniden inşa etme sürecidir. “Sandım ki…” ile başlayan her cümle, aslında bir farkındalık hikâyesidir. “Sandım ki kolay olacak”, “Sandım ki biliyorum”, “Sandım ki bu kadar zor değildir”… Öğrenme, işte bu yanılgılarla başlar ve birey, yanıldığını fark ettiği anda gerçek öğrenme süreci başlar. “Sandım Ki”nin Öğrenmedeki Yeri “Sandım ki” ifadesi, pedagojik açıdan öğrencinin bilişsel ön yargısını temsil eder. Bir çocuk ya da yetişkin öğrenme sürecine başlamadan önce, zihninde bir “ön bilgi” taşır. Bu…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Nitelik ve Özellik Ne Demek? Siyaset Biliminin Güç, Kimlik ve Toplum Üzerinden Yorumu Bir siyaset bilimci olarak uzun süredir zihnimi meşgul eden bir soru var: “Bir lideri lider yapan şey nitelikleri mi, yoksa özellikleri mi?” Bu iki kavram, basit bir dilbilgisel ayrımın ötesinde, iktidarın nasıl inşa edildiğini, toplumların nasıl şekillendiğini ve bireylerin siyasi arenada hangi rolleri üstlendiğini anlamak açısından derin bir öneme sahiptir. Türk Dil Kurumu’na göre “nitelik”, bir şeyin “nasıl olduğunu belirleyen, onu başka şeylerden ayıran özellik”tir; “özellik” ise bir varlığı tanımlayan, onu başkalarından ayıran belirgin yönlerdir. Ancak siyaset bilimi açısından bu tanımlar, toplumsal ilişkilerin gücünü ve yönünü anlamada…
Yorum BırakHava Çeşitleri Nelerdir? — Emojiye Sığmayan, Gerçeğe Sığdıran Cesur Bir Rehber Şunu peşin söyleyeyim: “Güneşli, yağmurlu, karlı” diye üç satırlık liste yapanlara acımasız olacağım. Hava, uygulamalardaki tek bir ikon kadar basit değil; hayatımıza yön veren, bazen görünmez, bazen yumruğunu masaya vuran bir güç. O yüzden burada ezberi bozuyoruz. “Hava çeşitleri nelerdir?” sorusunun cevabı, yalnızca ne yağdığı değil, nasıl oluştuğu, nereden estiği ve kimi etkilediği ile ilgilidir. Tartışmayı başlatıyorum: Bir şehrin merkezindeki ‘güneşli’ hava ile banliyödeki ‘güneşli’ hava aynı mıdır? Değil. Peki, neden hâlâ tek bir simgeye mahkûmuz? Özet: Hava türlerini yağış listesiyle sınırlamak, bir filmi yalnızca afişine bakarak yorumlamaktır. Basit…
Yorum BırakHanımeli Evde Yetişir mi? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Zarafetin Bitkisel Hikayesi Kokusu çocukluğumu, dokusu yaz akşamlarını hatırlatıyor. Hanımeli… Adını söylerken bile zarif bir sıcaklık yayılıyor. Bitkiler üzerine düşünen biri olarak, “Hanımeli evde yetişir mi?” sorusu benim için yalnızca bir bahçecilik meselesi değil; doğa ile insanın bağını yeniden kurma fırsatı. Bu yazıda, hem dünyanın farklı yerlerinde hanımelinin nasıl algılandığını hem de Türkiye’deki geleneksel yaklaşımın modern ev yaşamıyla nasıl buluştuğunu birlikte keşfedelim. — Hanımelinin Kültürel Yolculuğu: Doğudan Batıya Bir Simge Hanımeli (Lonicera), yalnızca hoş kokusuyla değil, anlam katmanlarıyla da dikkat çeker. Asya kültürlerinde sabır, sadakat ve sevgi simgesi olarak bilinirken, Avrupa’da zarafet…
Yorum BırakGetir İş Başvurusu Nereden Yapılır? Bir Antropolojik Perspektif Çeşitli kültürler, ritüeller, semboller ve topluluk yapıları, insanlık tarihini şekillendiren temel unsurlardır. Bir antropolog olarak, insanların iş başvurularını nasıl gerçekleştirdiği, bir topluluğun kimliğini, değerlerini ve normlarını nasıl yansıttığını anlamak oldukça ilginç bir konudur. Bu yazıda, Türkiye’nin önemli şirketlerinden biri olan Getir’in iş başvurusu sürecini, yalnızca bir iş arama eylemi olarak değil, aynı zamanda kültürel bir bağlamda, toplumsal kimlik ve değerlerle ilişkili bir ritüel olarak inceleyeceğiz. İş başvurusu süreci, yalnızca bireysel bir çaba değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız toplumun sosyal yapısının, iş gücü piyasasının ve kültürel normların bir yansımasıdır. İş Başvurusunun Kültürel Boyutu…
Yorum BırakHamur Ne ile Açılır? Mutfakta Strateji, Empati ve Biraz da Kahkaha! Şunu itiraf edelim: Hepimizin mutfağında bir gün “hamurla yüzleştiği” bir an olmuştur. Kimi onu bir dost gibi yoğurur, kimiyle arası ilk dakikadan bozulur. İşte ben de tam bu yüzden bu yazıyı yazıyorum — çünkü “hamur ne ile açılır?” sorusu, göründüğünden çok daha derin! Sadece bir merdane değil bu mesele; bir strateji, bir duygu, hatta bazen bir güç gösterisi! Hazırsan, un tozlarının arasında hem bilimsel hem komik bir yolculuğa çıkıyoruz. — Hamur Açma Efsanesi: Merdane mi, Oklava mı, Su Şişesi mi? Her kültürde bir “hamur açma kahramanı” vardır. Bazısı incecik…
Yorum BırakGalyum ve Germanyum: Geçmişten Günümüze Bir Yükselişin Hikayesi Bir Tarihçinin Gözünden: Bir Kimyasal Evrimin Peşinden Tarihi anlamaya çalışırken, çoğu zaman gözümüzün önünde belirli bir dönemin ve yaşanan olayların nasıl şekillendirdiğini fark etmeyiz. Galyum ve germanyum gibi kimyasal elementler de bu tarihin sessiz kahramanlarıdır. Tıpkı toplumsal dönüşümlerin ardında yatan derin nedenler gibi, bilimsel buluşlar da kendi devrimci kırılma noktalarına sahiptir. Bu iki element, 19. yüzyılın sonlarından itibaren, modern teknolojinin alt yapısının inşa edilmesinde kritik roller üstlenmiş ve dünyayı çok daha farklı bir hâle getirmiştir. Galyum ve germanyumun bu devrimci kimyasal yolculuğunu, hem bilimsel hem de toplumsal değişimlerle bağdaştırarak anlamak oldukça ilginçtir.…
Yorum BırakBir Erkeğin “Seni Arzuluyorum” Demesi Ne Anlama Gelir? Tarihsel Arka Plan: Arzunun Dilden Duyguya Dönüşümü İnsanın “arzu” kavramıyla ilişkisi, tarih boyunca kültürden kültüre, çağdan çağa farklı anlamlar taşımıştır. Antik Yunan’da “eros” kelimesi yalnızca bedensel çekimi değil, aynı zamanda ruhun güzelliğe yönelme çabasını anlatırdı. Filozof Platon’a göre arzu, ruhun eksikliğini tamamlamaya dönük bir harekettir. Yani “arzuluyorum” demek, yalnızca tensel bir dürtünün değil, ruhsal bir eksikliğin ifadesiydi. Orta Çağ’da bu kavram dini ve ahlaki kodlarla sınırlandı. Arzu, çoğu zaman günah, bastırılması gereken bir içgüdü olarak tanımlandı. Bu dönemde erkeklerin arzu beyanı, toplumsal düzenin belirlediği “yasak” sınırları içinde kaldı. Rönesans’la birlikte insan bedeni…
Yorum BırakDireksiyon Hidroliği Biterse Ne Olur? (Ve Bu Durumda Erkekler ile Kadınların Epik Yaklaşımları) Bir sabah uyanıyorsunuz, işe geç kalmışsınız, kahvenizi bile yarım yudumlamışsınız. Arabaya atladınız, direksiyona sarıldınız ve… hop! Direksiyon bir anda halter kaldırıyormuşsunuz gibi ağırlaştı. Evet, sevgili okur: direksiyon hidroliği bitmiş! İşte bu noktada asıl eğlence başlıyor. Çünkü erkekler ve kadınlar bu meseleye bambaşka “stratejilerle” yaklaşır. Gelin, biraz gülelim, biraz düşünelim. — Direksiyon Hidroliği Nedir, Niye Var? Direksiyon hidroliği, basitçe, direksiyon çevirmeyi kolaylaştıran büyülü sıvıdır. O olmazsa kollarınızın halter salonuna ücretsiz üye olduğunu hissedersiniz. Modern araçlarda hidrolik ya da elektrik destek sistemi sayesinde döndürmek tüy gibi hafif gelir. Ama…
Yorum BırakFilozofun Merakı ve Metanın Anlamı Bir filozof dünyaya bakarken yalnızca “ne var”ı değil, “ne anlam ifade eder”i sorar. Gümüş, basit bir madde değildir; insanlığın tarihinden, ekonomik sisteminden ve değer kuramlarından izler taşır. “10000 gram gümüş kaç TL eder?” sorusu yalnızca sayısal bir dönüşüm değildir — ontolojik, epistemolojik ve etik katmanları içinde barındıran bir metanın sorgulanmasıdır. — 10000 Gram Gümüş Kaç TL Eder? Güncel verilere göre 1 gram saf gümüş yaklaşık 62,92 TL değerindedir. [1] Dolayısıyla, 10.000 gram gümüşün değeri yaklaşık olarak: > 10.000 × 62,92 = 629.200 TL Bu değer, saf gümüşün spot değeri olup işçilik, taşıma, vergi ve piyasa…
Yorum Bırak