İçeriğe geç

Çocuğu övmek doğru mu ?

Çocuğu Övmek Doğru mu? Tarihsel Bir Perspektif

Geçmişi anlamadan, bugün ve geleceği doğru bir şekilde yorumlamak oldukça zordur. Tarih, insanlık deneyiminin bir yansımasıdır ve her dönemin kendine has değerleri, normları ve uygulamaları vardır. Bugün, “çocuğu övmek doğru mu?” sorusu, pek çok ebeveynin, eğitimcinin ve toplumun gündeminde yer alırken, bu soruya verilecek cevabın zaman içinde ne kadar değiştiğine bakmak, hem tarihi bir gözlem yapmamıza hem de çağdaş yaşamı anlamamıza yardımcı olabilir. Bu yazıda, çocuğa övgü verme pratiğini tarihsel bir çerçevede ele alacak ve toplumların çocukları nasıl gördüklerini, onları nasıl eğittiklerini, ödüllendirdiklerini ve övdüklerini inceleyeceğiz.
Antik Dönem: Çocukların Rolü ve Toplumsal Beklentiler

Antik Yunan ve Roma’da çocuklar, yetişkinlerin himayesinde ve toplumun işlevsel bir parçası olarak görülüyordu. Ancak, bu toplumlarda çocukların bireysel olarak övülmesi veya onların duygusal gelişimi üzerine odaklanılması nadirdi. Çocuklar genellikle gelecekteki toplumsal rollerine göre şekillenen bireylerdi. Yunan filozofları, özellikle Aristoteles, çocuğun eğitimi üzerine yoğunlaşmış ve çocuğun sadece fiziksel gelişimini değil, ahlaki ve entelektüel gelişimini de önemsemiştir. Ancak, övgü, daha çok bireysel başarılar ve erdemlerle sınırlıydı.
Yunan ve Roma’da Çocuklar: Eğitim ve Toplum

Antik Yunan’da, eğitim genellikle devletin belirlediği kurallar ve normlar çerçevesinde yapılırdı. Platon, çocuk eğitiminin çok erken yaşlardan itibaren toplumun değerlerine uygun şekilde şekillendirilmesi gerektiğini savunuyordu. Çocuklar, potansiyel gelecekteki devlet yöneticileri, filozoflar veya askerler olarak eğitiliyordu. Övgü, çoğunlukla kişisel gelişime dayalı değil, toplum için ne kadar faydalı olduklarına göre verilirdi.

Roma’da ise çocuklar daha çok aile içindeki sorumlulukları yerine getiren bireyler olarak görülüyordu. Cicero, çocuklara ahlaki değerler aşılamanın önemine vurgu yapmış, ancak çocukları sadece başarılı oldukları zaman ödüllendirmeyi savunmuştur. Yine de, övgü nadiren duygusal bir deneyim olarak ele alınırdı; daha çok pratik ve toplumsal değerlerle ilişkilendirilirdi.
Orta Çağ: Çocuk Eğitimi ve Dinî Etkiler

Orta Çağ’a geldiğimizde, çocukların eğitimi büyük ölçüde dini inançlara dayanıyordu. Kilise, çocukların sadece dünya işlerinden değil, ahlaki ve ruhsal gelişimlerinden de sorumluydu. Augustinus gibi Orta Çağ’ın önemli teologları, çocukların doğuştan gelen günahları olduğunu ve bu nedenle onları eğitirken disiplinli ve sert bir yaklaşım sergilemenin gerekli olduğunu savunmuşlardır. Burada, çocuğun bireysel başarısı ya da değerleri yerine, onun ahlaki ve ruhsal gelişimi ön planda tutuluyordu.
Çocuklara Olan Yaklaşım: Ceza ve Disiplin

Orta Çağ’da, övgü genellikle çocuğun davranışlarıyla değil, dini inançlara uygunluğu ile bağlantılıydı. Jean Gerson gibi dönemin önemli dini figürleri, çocukları yetiştirirken onlara sürekli olarak disiplin, itaat ve ahlaki öğretiler verilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Bu dönemde, çocuğun övülmesi, onun başarılı olduğu bir dini görevi yerine getirmesi ya da ahlaki normlara uyması üzerinden şekillenir, kişisel başarılar ve duygusal ödüller daha az dikkate alınırdı.
Rönesans ve Erken Modern Dönem: Çocuğun Bireysel Değeri

Rönesans dönemi, bireysel değerlerin ve özgürlüğün ön plana çıktığı bir zaman dilimiydi. Bu dönemde, çocuklar sadece toplumun değil, aynı zamanda ailenin de önemli bir parçası haline gelmeye başlamıştır. Michel de Montaigne, çocuk eğitiminin daha çok çocuğun kişisel gelişimini desteklemesi gerektiğini savunmuş, bireysel övgüyü daha anlamlı kılan duygusal ve zihinsel gelişimi vurgulamıştır.
Çocuğa Övgü: Aile İçinde Bireysel Gelişim

Montaigne’in yazılarında, çocuğa övgü daha insancıl bir biçimde ele alınmış ve eğitimin, çocuğun özgür iradesini ve düşüncelerini destekleyici olması gerektiği öne sürülmüştür. Bu yaklaşım, çocuğun özgürlüğünü ve bireyselliğini tanıyan bir eğitim anlayışının temellerini atmıştır. Bununla birlikte, çocuk övgüsünün sınırları hala ahlaki ve toplumsal normlarla şekillendirilmiştir. Övgü, yine de doğru davranışları ödüllendirmekle sınırlı kalmaktadır.
18. ve 19. Yüzyıl: Çocuk ve Eğitimde Reformlar

18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyıl, çocuk eğitimi ve çocuğun övülmesi konusunda önemli dönüşümlerin yaşandığı bir dönemi işaret eder. Jean-Jacques Rousseau, Emile adlı eserinde çocuğun doğal haliyle büyümesi gerektiğini savunarak, geleneksel sert disiplin yöntemlerini eleştirmiştir. Rousseau’ya göre, çocuklar doğuştan iyi ve saf olmalı, onların eğitimi onların doğal gelişimlerini engellemeyecek şekilde şekillendirilmelidir. Bu düşünceler, çocuğa daha bireysel bir yaklaşımın ve övgünün kapılarını aralamıştır.
Çocuk Eğitiminin Evrimi: Yumuşama ve Duygusal Bağlar

Rousseau’nun fikirleri, 19. yüzyılda John Locke ve Friedrich Froebel gibi eğitimciler tarafından daha da geliştirildi. Çocuklar, sadece doğru davranışlar üzerinden değil, aynı zamanda kişisel özellikleri ve duygusal durumları üzerinden de övülmeye başlandı. Artık övgü, çocuğun doğrudan başarısı kadar, onun bireysel gelişimini ve duygusal ihtiyaçlarını da kapsıyordu.
Modern Dönem: Çocuğa Övgü ve Psikolojik Etkileri

20. yüzyılın ortalarından itibaren, çocuk eğitimi alanındaki psikolojik ve pedagojik gelişmeler, çocuğa övgü verme anlayışını önemli ölçüde değiştirdi. B.F. Skinner ve Jean Piaget gibi psikologlar, çocuğun davranışlarının ödüller ve övgülerle şekillendirilebileceğini savundular. Ancak, övgünün her zaman olumlu bir etkisi olmadığını ve dikkatli bir şekilde kullanılması gerektiğini de belirttiler.
Çocuğu Övmenin Psikolojik Yansıması

Modern psikoloji, çocuğa yapılan övgünün, onun özgüvenini arttırabildiği gibi, aşırı övgü ile narsistik eğilimlerin de tetiklenebileceğini öne sürmüştür. Bugün, ebeveynlerin çocuğa nasıl övgüde bulunması gerektiği konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Övgü, çocuğun özdeğerini sağlamlaştırmak için gerekli bir araç olabilir, ancak bu övgünün içeriği ve sıklığı da dikkatle yönetilmelidir.
Sonuç: Geçmişten Günümüze Övgü ve Toplumsal Değerler

Çocuğa övgü vermek, tarih boyunca toplumların değerlerine, eğitim anlayışlarına ve ahlaki normlarına göre şekillenmiştir. Antik Yunan’dan günümüze kadar, övgü yalnızca bireysel başarılara dayalı değil, toplumun ve ailenin ahlaki değerlerine hizmet eden bir araca dönüşmüştür. Modern dönemde ise, çocuğun bireysel gelişimine daha fazla vurgu yapılmakta ve psikolojik açıdan dengeli bir yaklaşım benimsenmeye çalışılmaktadır.

Geçmiş ile günümüz arasındaki bu değişim, çocukların eğitiminde daha duyarlı, anlayışlı ve dengeli bir yaklaşımın önemini gösteriyor. Ancak, her dönemin kendi övgü anlayışını, çocuğun gelişimi üzerindeki etkisini dikkatlice incelemek, toplumsal değerlerin evrimini anlamamıza yardımcı olabilir. Bu değişimlerin günümüzdeki yansımaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Çocuğa övgü vermek, onun özgüvenini güçlendirebilir mi, yoksa zararlı bir et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci.betbetexper.xyz